Bundan yaklaşık on dört milyar önce, Dünya’nın eşi bir gezegende, uygarlığın bugünkü durumuna çoktan erişmiş İnsanya ülkesi varmış.

İnsanya ülkesinde insanlar mutluluk içinde yaşayıp boş boş oturmaz, çalışır ya da okula gider, normal birer modern insan hayatı sürerlermiş. Bu ülkenin vatandaşlarının isimleri de birer tamlamadan ibaretmiş.

İnsanya vatandaşlarından Kırmızışapkalıtavşan, 20’li yaşlarına yeni girmiş genç bir çocukmuş. O zamanlar bilgisayar teknoloji çoktan keşfedilmişmiş de, Kırmızışapkalıtavşan bunun ustası olmuş bile. Kırmızışapkalıtavşan, ülkenin geneline göre kültürlü ve başarılı sayılabilecek biriymiş. Başarılarıyla da pek bir övünürmüş doğrusu. Yeni bir şeyler yapılacaksa liderliği üstlenmek, öncülük etmek onun özünde varmış. Kendisi de yeni bir şeyler yaratmaktan keyif alır, boş zamanlarında kendi kendine projeler geliştirir, boş zamanlarını da boş olmaktan çıkarırmış.

Günlerden bir gün, yine bilgisayarını başında bir şeylerle meşgulken bir mesaj gelmiş Kırmızışapkalıtavşan’a. Mesaj, internette kurduğu fan gruplarının bir üyesinden geliyormuş ve oldukça da basit, belki yalnızca selam verme amaçlı bir mesajmış. Yine de Kırmızışapkalıtavşan oldukça değerli olduğunu düşündüğü vaktinin (biraz da kendini beğenmiş biriymiş doğrusu) bir kısmını ayırarak mesajın sahibiyle tanışmaya karar vermiş.

Mesaj, Kırmızışapkalıtavşan yaşlarında, Göktendüşen isminde bir kızdan geliyormuş. Gel zaman git zaman, Kırmızışapkalıtavşan’la Göktendüşen iyice kaynaşmışlar. Aslında Kırmızışapkalıtavşan kızı içten içte beğeniyormuş ama hem utangaçlığından, hem de kızı daha bir kez bile görmemiş olduğundan bir şey söylemeye çekiniyormuş. Bu hal böyle devam edip gitmiş, ta ki Göktendüşen bir gece sarhoş olup da sabaha karşı Kırmızışapkalıtavşan’dan hoşlandığını itiraf edene dek!

Her ikisi de birbirlerini beğendiğini öğrendiklerinde nasıl sevinmişler bilinmez, ama yakın zamanda gerçek anlamda görüşmeye karar vermişler. İkisi de İnsanya’nın iki ayrı ucunda yaşadığı için, o güne kadar birbirlerine dokunmaları mümkün değilmiş. Zamanı gelmiş, Kırmızışapkalıtavşan Göktendüşen’i görmek üzer yollara düşmüş. Günler sonra, İnsanya’nın öteki ucundaki şehre varıp da orada onu bekleyen tarifsiz güzellikteki kızı görünce “sen,” diye düşünmüş, “karşıma çıkan en güzel şeysin”.

Göktendüşen güzel mi güzel, akıllı mı akıllı, tatlı mı tatlı bir kızmış. Kırmızışapkalıtavşan nasıl olup da böylesi harika bir hatunun yanında bulunabildiğine şaşıyormuş. Kendisi ne yakışıklı sayılır, ne de doğru dürüst konuşmasını, oturup kalkmasını bilirmiş. O Göktendüşen’in kendisini yakın zamanda sepetleyeceğini düşünedursun, Göktendüşen birdenbire bizimkini öpmesin mi?! Dünyalar onun olmuş. Anlamış ki, bu dünyalar tatlısı kız artık onunmuş.

Günler, aylar geçtikçe Kırmızışapkalıtavşan’la Göktendüşen’in araları bir bozulur bir düzelir olmuş. Sürekli kavga eder, ama ikisi de bir türlü diğerinden vazçgeçemezmiş. Göktendüşen Kırmızışapkalıtavşan için dünyanın en değerli varlığıymış ama Kırmızışapkalıtavşan öyle bir odunmuş ki bunu bir türlü belli edemezmiş. Göktendüşen de sevgilisi Kırmızışapkalıtavşan’ın onu gerçekten sevmediğini düşünür, için için üzülür, ağlayıp dururmuş.

Buna rağmen Kırmızışapkalıtavşan ara sıra sevgilisine küçük sürprizler yapar, onu sevdiğini belli edermiş. Zaman zaman da Göktendüşen’i ziyarete gider, hasret giderirlermiş. Çünkü sevgili olmalarına rağmen hala birbirlerinden uzaktaymışlar.

Yıllar geçmiş, Kırmızışapkalıtavşan’la Göktendüşen’in ilişkisi inişli çıkışlı da olsa devam edip gitmiş. Kırmızışapkalıtavşan 24 yaşındayken Göktendüşen’in de 25’ine gireceği gün gelmiş. Kırmızışapkalıtavşan hediye seçme ve hediye verme konusunda belki de dünyanın en beceriksiz insanıymış. O yüzden mümkün olduğunda hediye almaz ve vermezmiş. Göktendüşen’e layık olacak kadar mükemmel bir hediyeyi ne kadar düşündüyse de yine bulamamış. O yüzden Göktendüşen’e söylemek istediği şeyleri küçücük bir hediyeye dönüştürmeye karar vermiş. “Hediye”, üzerinde bir papatya resmi olan bir kartmış ve üzerinde şöyle yazıyormuş:

Bu bir evlilik teklifiymiş! Göktendüşen’in ne düşündüğü bilinmez ama Kırmızışapkalıtavşan’ın teklifini kısa bir düşünme molasının ardından kabul etmiş. Bu durumu uzun uzun öpüşerek kutlamışlar. Kırmızışapkalıtavşan’ın keyfine diyecek yokmuş, Göktendüşen de bir o kadar mutlu görünüyormuş.

İnsanya’da insanlar evlenince, doğuşlarında anne – babalarının onlara koydukları isimleri değiştirirlermiş. Kırmızışapkalıtavşan’a göre Göktendüşen dünyanın en güzel kızı olduğu için ona Dünyanınengüzelinsanı ismini vermiş. Göktendüşen de boş durur mu? Kırmızışapkalıtavşan’ın adı bundan sonra Küçükşekerşey olacakmış.

Dünyanınengüzelinsanı’yla Küçükşekerşey evlenip de bir araya geldikten sonra yavaş yavaş her şey yoluna girmeye başlamış. Birbirlerini hala çok seviyorlar ve mutlu olmaları için ellerinden geleni yapıyorlarmış. Küçükşekerşey her gün eve gelirken Dünyanınengüzelinsanı’na bir papatya getirirmiş. Dünyanınengüzelinsanı “ben çocuk isterim yaa” diye tutturduğu zaman da Küçükşekerşey onu alıp yataklarına götürür, ikisi de mutluluk ve zevkten Asteroid B 612’ye uçana kadar onunla ilgilenmeye devam edermiş.

İşler böyle devam edince bir süre sonra bir erkek çocukları olmuş tabii. Yavruları zeki mi zeki, şeker mi şeker, güzel mi güzel bir şeymiş. Adını Küçükprens koymuşlar. Küçükprens’in dünyaya gelişinden tam bir yıl sonra, akşamüzeri herkes evde otururken bir sarsıntı olmuş. Üzerinde düşünmeye ve telaşlanmaya fırsat bulamayacakları kadar kısa bir süre sonra da büyük bir patlamayla beraber İnsanya’nın üzerinde bulunduğu gezegen yerle bir olmuş, her şey atomlarına kadar parçalanıvermiş! Bu, ülkenin bilim adamlarının uzun zamandır tahmin edip de açıklamaktan kaçındıkları Büyük Patlama’ymış.

Ve İnsanya’nın ruhları, bir gün yeniden eşlerini bulabilmek umuduyla evrenin dört bir yanına saçılmışlar…

- BAŞLANGIÇ -