affedilemeyen

Yeni bir çocuk geliyor dünyaya...

Ailesi yok, annesi, babası... Ama çok fazla göz var üzerinde. Henüz çok küçük, etrafındakiler onun için çok uzun ve çok büyük. Kurallar ve limitler onu daha da küçültüyor. Ve nefret ettiği dünyasından kaçabileceği bilinmeyen bir yer buluyor. Penceresiz kocaman bir oda, ve kapısız bir boşluk içinde... Buraya yalnız kalmak için ve sadece kendisi olmak için geliyor, ama bir gün mutlaka onu bulacaklarını biliyor, korkuyor.

Düşünmeli, düşünüyor... Taş duvarı kazımaya başlıyor. Güçsüz ve yorgun düşene kadar çalışıyor. Parça parça kırıyor duvarı, kırdıkça yaşlanıyor. Sonunda duvarın ortasında küçük bir kare oluşmaya başlıyor. Ve kareyi tamamlamak üzereyken, yaşlı adam, ne kadar yaşlandığını farkediyor. Son gücüyle kareyi geriye çekiyor ve yavaşça arkasına bırakıyor. Geri çekiliyor, istemediği dünyasındaki son eserine son bir kez daha bakıyor, ve içeri süzülüyor yavaş adımlarla. Yeni bir odada, yeni bir dünya... Etrafına bakmadan hemen arkasına dönüyor, bir kapı görüyor, kapıda da bir kilit. Elini cebine atıyor, anahtarı çıkarıyor ve kilitliyor kapıyı. Tekrar arkasına dönüyor, ve pencereyi görüyor, tertemiz gökyüzü... Pencereye uzanıyor, ve tereddütsüz açıyor elini, affedemediği dünyanın anahtarını bırakıyor.

Yaşlı adam, odanın ortasına kadar ilerliyor. Çok yorgun artık, ve sonsuza dek uyumak için, yere uzanıyor...

MaXCoDeR